Yeraltı Camii Hakkında
Yeraltı Camii, Kurşunlu Mahzen olarak da adlandırılır. Galata’da, Karaköy Vapur İskelesi yakınında, Kemankeş Caddesi üzerindedir.
1Burası aslında kuşatma zamanlarında Bizanslıların gemilerin Haliç’e girişini engellemek için gerdikleri ünlü zincirin kuzey ucunun bağlandığı Kastellion’un bodrumudur. Bu zincirin bazı parçaları günümüzde Deniz Müzesi’ndedir.
Tarihçe
Gemilerin Haliç’e girişini kontrol etmek üzere İmparator II. Tiberios tarafından inşa ettirilmiş olan kulenin etrafında koruyucu bir hisar vardır.
1203’te Haçlılar, donanmalarını Haliç’e sokabilmek için bu hisarı ele geçirmeye çalışmışlardır. İstanbul’un fethinden sonra burası yine cephanelik olarak kullanılmıştır.
Mahzen-i Sultani olarak da anılan yapıya, Arap kuşatmalarında Mesleme döneminde şehit düşen iki sahabenin gömüldüğü bilinmektedir. Esere Kurşunlu Mahzen denilmesinin sebebi, kapılarının kurşun dökülerek kapatılmış olmasıdır. Kurşunlu Mahzen adıyla bir depo veya ambar olarak kullanılan hisarın bodrum kısmı, ancak 18. yüzyıl ortalarında camiye dönüştürülmüştür.
Yeraltı Camii, 1725 yılında Sadrazam Mustafa Bahir Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. Yeraltı Camii’nin önünde Kurşunlu Köşkü denilen bir köşk bulunduğu, ilk olarak 1776’da çizilen bir haritadan anlaşılmaktadır.
Mimari Özellikler
Gün ışığı camiye yalnızca Kemankeş Caddesi tarafındaki birkaç pencereden girmektedir. Cami mekânı kare kesitli elli dört payeyle bölünmüş, bunların üstleri çapraz tonozlarla örtülmüştür. Yeraltı Camii, İstanbul’un cami mimarisinde çok değişik ve alışılmamış bir örnektir. Yerin altında olmamakla beraber zeminle hizada olan ve üstünde bir de sağlık merkezi olarak kullanılan büyük bir ahşap konak bulunan Yeraltı Camii, muntazam dikdörtgen bir plana sahiptir. Etrafı çeşitli yapılarla sarılı olduğundan dış mimarisi hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.
Tonozlardan oluşan Yeraltı Camii’nde dört kapı bulunmaktadır. Yapının arka kapısına merdivenle inilmektedir. İki kapısı deniz tarafından, ikisi de kara tarafından toprak seviyesinde olan caminin içinde elli altı paye vardır. Üstü tonozlarla örtülü payelerin üzeri yarım kubbeden oluşmaktadır. Kule şeklindeki tek şerefeli minaresi, depremde yıkıldıktan sonra Sultan I. Mahmut tarafından yaptırılmıştır.
Rivayetler ve Makamlar
Bir rivayete göre h. 96 (714) yılında İstanbul’u almak için gelen Arap orduları burada yedi yıl kalmış, savaşta şehit olanlardan bazıları buraya defnedilmiştir.
Arap orduları Şam’a dönerken ordunun önemli eşyalarından bazıları bu mahzene konulmuş, kapısının üzerine de kurşun dökülmüştür. Kurşunlu Mahzen adı da buradan gelmektedir. Bu sahabelerden birinin mezarı fetih sonrası türbe hâline getirilmiş, diğer ikisi de parmaklıklarla çevrilmiştir. Bu eski yapı, I. Mahmut ve III. Osman zamanında sadrazamlıkta bulunan Bahir Mustafa Paşa tarafından cami hâline getirilmiştir.
Yeraltı Camii içerisinde, Emeviler zamanında İstanbul’un fethi için gelip esir edilen ve burada zindan hayatına mahkûm olan Ashab-ı Kiram’dan Amr bin As, Vehb bin Hüseyra ve Süfyan ibni Uyeyne’ye isnat edilen makamlar yer almaktadır.
