Ebû Eyyûb el-Ensarî kimdir ve İstanbul’la bağlantısı nedir?
Ebû Eyyûb el-Ensarî, asıl adıyla Halid bin Zeyd bin Kuleyb, Medine’nin Hazreç kabilesine mensup bir sahabedir. Hz. Muhammed’i 622’deki Hicret sonrasında yedi ay evinde misafir etmesiyle “Mihmandar-ı Nebevî” unvanını kazanmış; 90’lı yaşlarında Emevî halifesi Muaviye döneminde gerçekleştirilen ilk İstanbul kuşatmasına katılmış ve kuşatma sırasında vefat etmiştir.
Ebû Eyyûb, Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber başta olmak üzere İslam’ın ilk dönemindeki tüm büyük gazvelere katılmıştır. Vasiyeti gereği surlara yakın bir yere gizlice defnedilmiş; rivayete göre Bizanslılar kabri korumuş ve üzerine dört sütunlu bir kubbe yaparak ziyaretgâh haline getirmiştir. 1204 Latin istilası sırasında kabrinin yeri kaybolmuştur. Osmanlı fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin, manevi bir keşifle bugün türbenin bulunduğu noktada kazı yaptırmış; üzerinde Kufi yazıyla “Bu Ebû Eyyûb el-Ensarî’nin kabridir” yazılı bir mermer taş ve safranla boyanmış kefeni içinde bozulmamış bir vücut bulunmuştur. Prof. Dr. Halil İnalcık’a göre bu keşif, kuşatmanın zorlu son evresinde Osmanlı askerlerine büyük bir moral ve şevk kaynağı olmuştur.
Eyüp Sultan Camii neden ve kim tarafından yaptırıldı?
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinin ardından Akşemseddin’in tespit ettiği kabrin üzerine, şehirde inşa edilen ilk büyük Osmanlı külliyesini 1454-1459 yılları arasında yaptırmıştır. Külliye; cami, türbe, medrese, imaret ve hamamdan oluşmaktadır.
Fatih’in bu yapıyı fethin hemen ardından, şehrin İslamlaşma sürecinin simgesi olarak konumlandırması bilinçli bir devlet politikasıdır. Eyüp Sultan Külliyesi, hem Ebû Eyyûb el-Ensarî’nin manevi mirasını canlı tutmak hem de yeni başkentin İslam dünyasındaki meşruiyetini tesis etmek amacıyla inşa edilmiştir. Külliyenin surların dışına, kabrinin tam üzerine konumlandırılması; Osmanlı’nın fetih ideolojisini mekânsal olarak taşa kazıma çabasının en somut örneğidir.
Bugün görülen yapı neden orijinal camiden farklıdır?
1766 büyük İstanbul depremi Eyüp Sultan Camii’ne onarılamaz düzeyde hasar vermiştir. 1776’da yapılan tamir girişimi yetersiz kalmış; Sultan III. Selim’in emriyle yapı 1798’de temeline kadar yıkılarak Osmanlı Barok üslubunda yeniden inşa edilmiştir.
19 Mayıs 1798’de başlayan yıkım, 10 Temmuz 1798’de tamamlanmış; eski camiden yalnızca minareler korunmuştur. Mimar Mehmet Arif Ağa tasarımındaki yeni yapı, inşaat süreci bina emini Uzun Hüseyin Efendi idaresinde yaklaşık 28 ayda tamamlanmıştır. Yani Kalfa ve Kofyanoz Kalfa gibi mimar halifelerinin de görev aldığı belgelerde geçmektedir. Yeniden inşa sırasında avlu düzeni de değişmiş; türbe avlunun dışında kalmış, Sinan Paşa Köşkü ve bazı medrese odaları yıkılarak meydan genişletilmiştir. III. Selim’in Mevlevi kimliğinin izleri avlu parmaklıklarındaki Mevlevi sikkelerinde günümüzde de görülmektedir.
Mimari Analiz ve Yapısal Özellikler
Eyüp Sultan Camii’nin plan şeması ve mimari tarzı nedir?
Günümüzdeki yapı Osmanlı Barok üslubundadır. Sekiz destekli merkezi kubbe sistemi ile Sinan’ın klasik geleneğine belli ölçüde sadık kalınmış; ancak cephe düzenlemesi, pencere biçimleri ve süsleme dili tamamen 18. yüzyıl Osmanlı Barok’una aittir.
18. yüzyıl sonunda Osmanlı mimarisinde hâkim olan Barok etki, Eyüp Sultan’ın yeniden inşasında da belirleyici olmuştur. Bununla birlikte mimar, merkezi kubbe altını sekiz taşıyıcıyla çözümleyerek klasik Osmanlı mekân anlayışından büsbütün kopmamıştır. Bu ikili yapı; Barok yüzey, klasik mekân kurgusu dönemin Osmanlı mimarisindeki geçiş karakterini Eyüp Sultan’da açıkça okunur kılmaktadır. Özgün 1459 tarihli yapının plan şeması ve mimari özellikleri, kaynakların büyük bölümünün 1798 yeniden inşasına odaklanması nedeniyle yeterince belgelenmemiştir.
İç mekân tasarımı ve süsleme özellikleri nelerdir?
Külliye Sistemi ve Sosyal İşlev
Eyüp Sultan Külliyesi’nde hangi yapılar yer almaktadır?
Fatih döneminde inşa edilen külliye; cami, Ebû Eyyûb el-Ensarî Türbesi, medrese, imaret ve hamamdan oluşmaktadır. 1798 yeniden inşası sırasında avlu düzeni yeniden düzenlenmiş, bazı yapılar kaldırılarak meydan genişletilmiştir.
Yeniden inşa sürecinde Sinan Paşa Köşkü, Çandarlı İbrahim Paşa havuzu ve bazı medrese odaları yıkılmıştır. Türbe, yeni düzenlemede avlunun dışında kalmış ve bugünkü konumunu almıştır. I. Ahmed döneminde türbe duvarına eklenen hâcet penceresi, avludan sandukanın görülmesini sağlayan küçük pencere ve yanındaki sebil, külliyenin zaman içinde katmanlanan yapısının önemli örnekleri arasındadır.
Osmanlı Devlet Törenleri ve Eyüp Sultan
Kılıç Kuşanma törenleri neden yalnızca Eyüp Sultan’da yapılırdı?
Taklid-i Seyf (Kılıç Kuşanma) töreni, Osmanlı padişahlarının tahta çıkışını resmileştiren ve manevi meşruiyet kazandıran devlet ritüelidir. Fatih Sultan Mehmet’ten son padişah Vahdettin’e kadar tüm padişahlar bu töreni Eyüp Sultan Türbesi önünde gerçekleştirmiştir.
Törenin Eyüp Sultan’da yapılması, padişahın otoritesini hem İslami sahabe geleneğine hem de Osmanlı fetih mirasına bağlama amacını taşımaktadır. Avrupa’daki taç giyme törenlerinin Osmanlı karşılığı olan bu merasimde; yeni padişah saraydan büyük bir Kılıç Alayı eşliğinde deniz veya kara yoluyla Eyüp’e gelir, camide iki rekât namaz kılar, türbede Fetih Suresi okunduktan sonra Şeyhülislam ya da bir tarikat şeyhi tarafından tarihi kılıçlardan biri beline kuşandırılırdı. Dönüş yolunda Fatih Camii ziyaret edilir; Yeniçeri kışlalarının önünden geçerken 61. bölük odabaşısının ikram ettiği şerbet, padişah tarafından altınla dolu kâse olarak iade edilirdi. Merasim vesilesiyle 40-100 koyun kesilerek fakirlere dağıtılır, halkın arzuhalleri toplanırdı. Padişahın hem denizlerin hem karaların hâkimi olduğunu simgelemek amacıyla, Eyüp’e deniz yoluyla gidilmişse saraya kara yoluyla dönülür, ya da tersi uygulanırdı.
Eyüpsultan Mezarlığı
Eyüpsultan Mezarlığı nasıl oluştu ve neden bu kadar önemlidir?
Ebû Eyyûb el-Ensarî’ye yakın olmak amacıyla türbenin çevresinde zamanla oluşan Eyüpsultan Mezarlığı, Sokullu Mehmed Paşa’dan Necip Fazıl Kısakürek’e kadar pek çok devlet adamı, âlim ve sanatçının defnedildiği İslam âleminin en büyük tarihi nekropollerinden biridir.
Mezarlığın içerdiği isimler Osmanlı ve Türk tarihinin kesitini sunar niteliktedir. Padişah kabirleri açısından özeldir:
- İstanbul surları dışındaki tek padişah kabri olan Sultan V. Mehmed Reşad burada medfundur.
- Sadrazamlar arasında Sokullu Mehmed Paşa, Lala Mustafa Paşa ve Siyavuş Paşa sayılabilir.
- Bilim dünyasından ünlü astronom ve matematikçi Ali Kuşçu,
- İstanbul’un ilk kadısı Hızır Çelebi ve
- Kanuni döneminin ünlü şeyhülislamı Ebussuud Efendi burada yatmaktadır.
- Edebiyat dünyasından Necip Fazıl Kısakürek ve Ahmet Haşim,
- askerî çevreden Türkiye’nin ikinci Mareşali Fevzi Çakmak mezarlığın tanınmış isimleri arasındadır.
- Eski İstanbullular arasında “Nakşi Tarlası” olarak da anılan mezarlık,
- Gümüşsuyu sırtlarında isim ve süsleme bulunmayan Cellatlar Mezarlığı‘nı da barındırmaktadır.
Şehircilik ve Çevre İlişkisi
Eyüp Sultan, İstanbul şehir dokusuyla nasıl bir ilişki kurar?
Haliç kıyısında, tarihi surların hemen dışında konumlanan Eyüp Sultan Camii; Osmanlı döneminden itibaren çevresinde gelişen mezarlık, çarşı ve sivil mimariyle birlikte surların dışındaki en önemli Osmanlı yerleşim odağını oluşturmuştur. Külliyenin surun dışına konumlandırılması başlangıçta stratejik ve manevi bir tercihin ürünüdür; Ebû Eyyûb’un vasiyetiyle belirlenen kabir yeri bu konumu zorunlu kılmıştır. Ancak bu konum zamanla kendi kentsel çevresini üretmiştir: Türbenin çevresindeki mezarlık genişlemiş, külliyeye hizmet eden çarşı dokusu oluşmuş ve bölge surların dışındaki en canlı Osmanlı semtine dönüşmüştür. Günümüzde Eyüpsultan Meydanı, tarihi çarşı aksı ve Pierre Loti Tepesi’ne çıkan teleferik hattı bu kentsel sürekliliğin izlerini taşımaktadır.
Restorasyonlar
Eyüp Sultan Camii hangi önemli restorasyonları geçirmiştir?
Yapı; 1591, 1724, 1776, 1822-1823, 1956-1958 ve 2011-2015 yıllarında çeşitli onarım ve restorasyon çalışmaları geçirmiştir. 1798-1800 yeniden inşası ise onarım değil, tamamen yeni bir yapı inşasıdır. 1591’de Ekmekçizâde Ahmed Paşa bir ek bina yaptırmış; 1724’te III. Ahmed döneminde minareler mahya kurulabilmesi için yükseltilmiştir. 1766 depreminin ardından 1776’da Sadrazam Derviş Mehmed Paşa tarafından yapılan tamir yetersiz kalmış ve 1798’de köklü yeniden inşa kararı alınmıştır. 1822-1823’te yıldırım düşmesi sonucu zarar gören deniz tarafındaki minare II. Mahmud tarafından yeniden yaptırılmıştır. 1956-1958 Menderes dönemi onarımının ardından en kapsamlı çağdaş müdahale 2011-2015 yıllarında çini restorasyonu ve zemin nemi sorununu gidermek amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Sonuç ve Özet
Eyüp Sultan Camii, fetihten bu yana İstanbul’un manevi eksenini oluşturan, dini ve siyasi tarihin iç içe geçtiği ender yapılardan biridir. Bugün görülen Barok yapı 1798-1800 tarihli olsa da taşıdığı anlam Ebû Eyyûb el-Ensarî’nin kabri, Kılıç Kuşanma geleneği ve çevresindeki tarihi nekropol, Fatih döneminden bu yana kesintisiz sürmektedir. İslam âleminin dördüncü kutsal mekânı olarak kabul edilen bu yapı, mimari dönemselliğinin ötesinde İstanbul’un tarihsel kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kaynakça
- TDV İslam Ansiklopedisi, “Ebû Eyyûb el-Ensarî” ve “Eyüp Sultan Camii” maddeleri.
- İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ 1300-1600, YKY.
- Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivleri, Eyüp Sultan Camii inşa belgeleri.
- Eyüp Sultan Camii 2011-2015 Restorasyon Raporları.
Eyüp Sultan Camii'ne Nasıl Gidilir?
Haliç üzerinden tekneyle Eyüpsultan İskelesi'ne ya da kara yoluyla ulaşım mümkündür. Pierre Loti Tepesi'ne çıkan teleferik de Eyüpsultan Meydanı'ndan kalkmaktadır. Minibüs / Dolmuş: -