Zal Mahmut Paşa Camii Hakkında
Zal Mahmut Paşa Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri Zal Mahmud Paşa ile eşi Şah Sultan tarafından 1577’de Mimar Sinan’a yaptırılan külliyenin camisidir. Külliye cami, medrese, türbe ve çeşmeden meydana gelmektedir. Mimar Sinan’ın engebeli arazide yeni bir denemesi olmuştur.
1Külliyeye ait yapılar Haliç’e doğru dik bir yamaçta, iki ayrı kotta planlanmıştır. Cami kotundaki medrese, şadırvan avlusunu oluşturmaktadır. Ona bir merdivenle bağlanan ikinci medrese daha düşük bir kottadır ve türbe çevresinde bir avlu oluşturur. Bu avlunun kapısında da bir çeşme yer almaktadır.
İç Mekân ve Plan
Zal Mahmut Paşa Camii, Mimar Sinan’ın mimari gelişmesi içinde yerini bulamayan bir yapıdır. Yapının planında anlaşılması güç detaylar vardır. Geniş yan galeriler, orta mekândan ayrılan bağımsız mekânlar tanımlar. Dört büyük askı kemeri üzerindeki 12,40 metre çaplı kubbe, kıble tarafında duvar payandalarına, giriş tarafında ise iki daire planlı payeye pandantiflerle oturmaktadır. Hemen hemen bütün camilerinde, kıble yönündeki kapıdan girildiğinde orta kubbenin algılanmasına yönelik tasarımlar yapan Mimar Sinan, burada girişin önüne bir galeri yerleştirmiştir; bu yönüyle yapı ilginç bir özelliğe sahiptir. Orta hacmi, üç tarafta dörder sütunun taşıdığı revaklar çevirir. Galerilerin üzeri aynalı tonozlarla örtülmüştür. Caminin enine gelişmiş mekân düzeni, Mihrimah ve Rüstem Paşa camilerinde görülen enine mekân eğilimini yansıtır; fakat buradaki mekân etkisi çok farklıdır.
Zal Mahmut Paşa Camii‘nde galeriler kubbe kasnağına kadar yükselmektedir. Işık, ortaya galerilerden süzülmektedir. Bu yönleriyle yapının Mimar Sinan tasarımı olup olmadığı hakkında şüpheler ortaya çıkmıştır.
Dış Mimari
Caminin dış mimarisi de Osmanlı mimarlığında başka örneği olmayan özellikler barındırmaktadır. Kubbe, yükselen yan duvarlar arasında adeta kaybolur. Yan cephelerde, ölçü ve sıklık bakımından yadırgatıcı iki sıra pencere dizisi, Mimar Sinan’ın hiçbir yapısında görülmeyen bir kompozisyon ortaya koymaktadır. Buradaki pencere ritmi, yapının alt katındaki ritimden çok farklıdır ve cami tasarımında alışılmamış mekanik bir dizi şeklindedir. Yapının kübik altyapısı kubbe boyutuna göre fazla yükseltilmiştir; hemen bütün Osmanlı camilerinde görülen, altyapıyı çevreleyen yatay bant ve piramidal kademelenme burada cephede tek kademe olarak düzenlenmiştir. Bu da yan cephelerdeki üst katı bir ek kat gibi göstermektedir. Son cemaat revak örtüsü üzerindeki ağır payandaların giriş cephesinde olumsuz ve ölçüsüz bir etkisi vardır. Bunlar, yapının belgelenmemiş bir restorasyon geçirmiş olabileceğini akla getirmektedir. Klasik dönem vezir camileri içinde taş kaplamayla yapılmayan tek cami budur. Taş ve tuğla almaşık duvar yapıya ayrı bir özellik kazandırmaktadır.
Zal Mahmut Paşa Camii’nin cephelerinde taş, tuğla ve derz dokusu yapıya özgün bir hava vermiştir. Taş, tuğla ve derz, daha uygun fiyatlı ve daha çabuk tamamlanabilen bir malzemedir. Son cemaat yerindeki mihrabiyeler, geniş açıklıklı pencerelerle hareketli bir ön cephe meydana getirir. Burada kemer alınlıkları bile ajurlu mermerdir. Kabaralar, mukarnaslı kavsaralar, gül bezekler ve Mühr-i Süleyman gibi unsurlar bu yapıya özgü farklı ifadelerle karşımıza çıkmaktadır. İçten cümle kapısına bakıldığında iç içe geçmiş farklı profiller görülür; bu durum Selimiye Camii’nin yan girişlerini andırmaktadır. Çok farklı kemerler iç içe dizilerek bir perspektif oluşturulmuştur.
Caminin mukarnaslı klasik kıble taç kapısındaki ince işçilikli ahşap kapı özgün bir sanat eseridir.
Külliye
Zal Mahmut Paşa Camii ve külliye bütününde bir kotta cami, iki farklı kotta medrese yapıları, türbe ve çeşme yer almaktadır. Az sayıda yapı organik bir bütünlük içinde tasarlanmıştır. Mimar Sinan’ın zor arazileri kullanmadaki ustalığı, bu külliyenin vaziyet planında farklı bir hâl almıştır. Bu, medrese planlarında açıkça görülür. Arsanın kuzeydoğu yönündeki büyük eğimi, caminin bu yöndeki yan sahnının aşağı kottaki medrese odalarının oluşturduğu bir altyapı üzerine oturtulmasını gerektirmiştir. Cami kotundaki medrese odaları tümüyle asimetrik bir düzende yerleşmiş, dershane bir köşeye itilmiş, revaklar yalnızca iki oda grubunun önünde kalmış, arsanın eğri sınırlarına uymak için güneybatıdaki odalar aynalı tonozlarla örtülü düzensiz dörtgenler olarak inşa edilmiş ve şadırvanı simetrik olarak yerleştirebilmek için önlerine revak konmamıştır. Son cemaat revaklarıyla medrese revakları arasındaki ilişki de iyi çözülmemiştir. Bu üst kat avlusu uzun bir merdivenle aşağı kottaki avluya bağlanır. Aşağı kotta düzenlenen avluda da değişik biçim ve örtülerle tümüyle asimetrik bir düzen, yine bir köşeye itilmiş bir dershane ve revakları yalnızca iki kol önünde olan bir yerleşim vardır. Külliye yapıları camiyle birlikte inşa edilmiştir; fakat bu düzensizliğin nedeni açıklanamamaktadır.
Türbe
Aşağı kottaki medrese avlusunun güneyindeki Zal Mahmud Paşa ve Esma Sultan’ın türbesi, Mimar Sinan’ın yaratıcı mimari tasarımının bir örneğidir. Dışarıdan sekizgen olan yapı, içeride kubbeyle örtülü bir orta hacim ve ona açılan aynalı tonoz örtülü dört dikdörtgen nişle haçvari bir mekân yaratmaktadır. Birinci kat pencerelerinin üzerinde mekân çeperleri yine sekizgendir. Girişe göre diyagonal akslar üzerinde, nişlerin köşelerinde yükselen ve kubbe kemerlerini taşıyan dört ayak ile arkalarında açılan pencerelerin nişler içindeki kemerlerden algılanması ilginç bir mekân düzeni yaratmaktadır. Türbenin üç ayaklı klasik bir giriş revağı vardır.
