Bıçakçı Alaaddin Sofular Camii Hakkında
Bıçakçı Alaaddin Sofular Camii, Sümbül Efendi halifelerinden Şeyh Alâeddin Ali Kefevî (Ö.1562) 16. yüzyılın ilk yıllarında mescid-tekke olarak yaptırmıştır. 1630’lu yıllarda, Veziriazam Bayram Paşa mescide minber koydurarak camiye dönüşmüştür. Zaman içinde tamirler de görmüştür.
119. yüzyıl başlarında, Celvetî ve Sa’dî tarikatlarına birlikte hizmet veren mescid, tekkelerin kapatılmasından sonra sahipsiz kalmış ve harap olmuştur. 1970’li yıllarda, caminin yeniden yapılması için bir dernek kurulmuştur. Dernek, Vakıflar Genel Müdürlüğü desteği ve halkın yardımı ile 1974-1977 yılları arasında bir sıra kesme taş ve iki sıra tuğla ile yeniden inşa edilmiştir. Cami, son hali ile Osmanlı mescidlerinin görünümüne kavuşmuştur.
Diğer isimleri, Şeyh Alâeddin Mescidi veya Alâeddin Mescidi ve Tekkesi’dir.
Mimari Özellikler
Camekânla kapatılmış küçük bir son cemaat yerinden sonra, sağ köşedeki kapıdan harime girilmektedir. Son cemaat yerinin ahşap tavanı ile harimin tavanı aynı çatı altına alınmıştır.
Alanı 200 m² olan iç mekânda, altlı-üstlü iki sıra pencere bulunmaktadır. Mihrap mermer, minber ve kürsü ahşaptandır. Tavanda, betonarmenin kolonları görülmektedir. Üst mahfil de kâgir olup iki direk üzerindedir, girişi son cemaat yerindendir. Üst mahfilin altında müezzin mahalli, onun yanında köşede de camekânla kapatılmış imam odası bulunmaktadır.
Bıçakçı Alaaddin Sofular Camii’nin en ilginç tarafı, sağ duvarına asılmış kupa şeklinde tuğladan yapılmış minaresidir. Şerefe yerine gövde üzerinde külâhtan evvel, pencereli ezan okuma mahalli konmuştur.
Avlu ve Hazire
Avlu alanı 1000 m² olup girişin solunda imamevi, sağda biraz daha yüksek zeminde cami yer almaktadır. Bahçenin kuzey kapısı altında da çilehâne bulunmaktadır. Caminin doğu yönünde, Osmanlı üslûbuna yakın, mermerden ve sekizgen bir şadırvan yapılmıştır. Şadırvanın çatısı, üzeri kurşun kaplı külâh şeklinde olup sekiz mermer sütun tarafından taşınmaktadır.
Bıçakçı Alaaddin Sofular Camii’nin bodrum katında Kur’an kursu vardır. Haziresinde, 1658 yılında vefat eden Süleymaniye Şeyhi Mısrî Ömer Efendi ve 1650 yılında vefat eden şair ve devlet adamı Azmizâde Haletî Mustafa Efendi’nin mezarları bulunmaktadır.
Alâeddin Mescid-Tekkesi’nin ilk yapılan binaları günümüze ulaşmamıştır. Sadece çevre duvarlarının bir kısmı, avlu girişi ve girişin yanındaki çeşme kalmıştır. Avlu girişinin üzerinde sülüs hatlı, tarihsiz bir kitabe bulunmaktadır. Arsanın kuzeydoğu köşesinde tatlı suyu olan bir kaynak ve hazinesinin kalıntıları ve onun yanında da arka sokağa çıkan merdivenler bulunmaktadır.
